enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
23°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
21°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
21°C

Okutan: “Türkiye Başkanlık sisteminin bütün kötü taraflarını yaşamakta ve zahmetini çekmektedir”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Nuri Okutan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Okutan açıklamasında şu …

Okutan: “Türkiye Başkanlık sisteminin bütün kötü taraflarını yaşamakta ve zahmetini çekmektedir”
15.08.2021 14:24
0
A+
A-

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Nuri Okutan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Okutan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugünkü iktidarın yönetemediği felaketler ve krizler artık kendi programımızı ortaya koyma zamanının geldiğine işaret ediyor.”

Bugün Türkiye peş peşe felaketler yaşamakta, yaşanan felaketlere zamanında ve gerektiği şekilde müdahale edilemediği için felaketler ve doğurdukları zararlar büyüyerek ciddi krizlere dönüşmektedir. 2021 Türkiye’si felaketler ve krizler ülkesi haline dönüşmüştür.

Türkiye bugün Başkanlık sisteminin bütün kötü taraflarını yaşamakta ve zahmetini çekmektedir.

Ancak ülkemiz Başkanlık Sistemi’nin getirebileceği avantajların neredeyse hiçbirinden yararlanamamaktadır.

Kriz zamanlarında basit ve doğrudan yönetime imkan tanıdığı için Başkanlık sisteminin krizlerin kolayca atlatılmasında avantajlı olduğu dünyada kabul gören bir husustur.

Ancak mevcut iktidar ilk 16 yılında krizleri yönetemediği gibi başkanlık sisteminin yürürlükte olduğu son 3 yıl içinde de krizleri yönetememiştir.

İYİ Parti olarak biz şu anda iktidar da olsaydık felaketleri krize dönüştürmeden daha kısa zamanda ve daha az zararla atlatırdık.

İYİ Parti kadroları olarak biz, devleti iyi tanıyoruz ve devlet yönetimini biliyoruz. Devletimizin imkanlarını da eksikliklerini de biliyoruz.  

I-Eğer bugün itibarıyla biz Türkiye’yi yönetiyor olsaydık acilen iki yeni bakanlık kurar ve devreye sokardık.

1-Kriz Yönetimi Bakanlığı

2-Göç Bakanlığı

II-Biz bir gecede devlet motorunu sıfırdan çalıştırabilecek, devleti gerçek bir devlet haline getirecek kadroları göreve getirmek için hazırlıklarımızı yürütüyoruz.

Biz İYİ Parti olarak, Devleti bilen, milletini tanıyan bugün hepsi bir köşeye fırlatılmış ve adeta yok olmaları beklenen bu devleti yönetecek ehliyet ve liyakat sahibi kadroları tek tek tespit ediyoruz. Devletine sadık, milletine aşık tecrübeli ve nitelikli bu kadrolarla devleti yeniden ayağa kaldırmak istiyoruz. Biz hiçbir görüş farkına bakmadan devletine sadık, milletine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bu kadroları tespit ederek işlerin başına getirmeyi bir görev biliyoruz.

III- Devleti çalıştırmak için önce devletin çıkan çivisini yeniden çakmak gerekir. Bu iktidarın son 19 yılda devlete verdiği hasarı tespit etmek ve devlet yönetimini yeniden tamir ve ıslah etmek gibi iki programı birlikte yürütüyoruz.

İYİ Parti’nin iktidarında hedefimiz, devletin gerçek bir devlet olması ve devlet mekanizmasının saat gibi çalışması. Bunun hazırlıklarını şimdiden yapıyoruz. Devlet tecrübesine ve devlet mantığına sahip, devletin ve milletin çıkarının üstünde çıkar tanımayan ehliyet ve liyakat sahibi kadrolarla devlete ve millete verilen hasarları tespit ederek bu hasarların ıslah ve tamiri için ne yapılması gerektiğini birlikte çalışıyoruz. İktidarın ilk gününde bir bocalamamız asla olmayacak.

Krizleri yönetmek için

Biz krizleri yönetmek için sadece “Kriz Yönetimi Bakanlığı”nı kurmakla kalmazdık.

Bu iktidarın çöpe attığı “Kriz Yönetim Sistemini” bugünün şartlarında yenileyerek hemen devreye sokardık.

Biz devleti yönetenleri ve Bakanları felaket mahallerinde dolaştırmaz, devletin yangın söndürme uçaklarını, tahliye helikopterlerini hem zamanında hem de yeterli sayıda o yerlere ulaştırırdık. 

Devlet ordusuyla, bakanlıkları ve tüm kurumlarıyla felaket bölgelerinde olurdu.

Göç konusunu yönetmek için

Sadece Göç Bakanlığı kurmakla kalmazdık. Türk vatandaşlarıyla sığınmacı ve düzensiz göçmenleri çatıştırma çabalarını önleyici çalışmalara öncelik verirdik. Bugün milli güvenliğimiz açısından üzerinde en ağırlıklı çalışacağımız konu budur.

Birileri milyonlarca yabancının sınırlarımızın içine serbestçe girmesine ve yerleşmesine izin vermiştir. Bunu yapanlar bu insanları tehlikeli olmaktan çıkarmak için onları rehabilite edecek, onların Türk toplumuna oryantasyonunu sağlayacak hiçbir çalışmayı da yapmamışlardır. Şimdi ise başkaları devreye girip Türk toplumunu bunlarla çatıştıracak sinsi bir program güdüyorlar.

Felaket her geçen gün göstere göstere geliyor. Bugünkü yönetim hala ne olduğunun Türkiye’yi nasıl bir felaketin beklediğini görmüyor. Korkarım bu kadar sığınmacıyı ve düzensiz göçmeni içimize alanlarla, Türk milleti ile onları çatıştırmaya çalışanlar Türkiye’yi yok etmekte birbirleriyle yarışıyorlar. Bu felaketi biz önleyebiliriz. Geleceğe doğru büyüyen fitne ateşini biz söndürebiliriz.  Bu konuda da çalışmalara başladık.

Eğer bugün iktidar bizde olsaydı göçleri kaynağında durduracak çareler arardık. Kaynağında durduramadığımız göçleri sınırlarımızda durduracak ve onları ülke içine sokmayacak tedbirler alırdık.

Daha önce ülke içine girmiş olan sığınmacı ve düzensiz göçmenlerin kendi ülkelerine veya güvenli üçüncü ülkelere gitmelerini desteklerdik. Avrupa Birliği’nin bu kişilerin kendi ülkelerine veya güvenli üçüncü ülkelere gitmeleri için programlar uygulaması konusunda işbirliği yapardık.

Ülke sınırları içerisinde bulunan eğitilebilir her sığınmacı ve düzensiz göçmenin mesleki beceri sahibi olmasını sağlardık. Bu insanlar bu sayede ülkelerine dönerlerse ülkelerinin kalkınmasında görev alabilirler, Batı’ya veya başka ülkelere gitseler mesleki becerileriyle ayakları üzerinde durabilirler.

Göçlerin azaltılması ve durdurulması için İslam ülkeleriyle çok yakın çalışırdık. Göçlerin en büyük nedeni İslam ülkelerine yönelik işgallerin ardından İslam ülkelerinde körüklenen aşırı hareketler aracılığıyla çıkarılan iç savaşlardır.

İslam içi barış hamlesi

Biz İslam Dünyası’na dönük yeni bir hamle başlatmak istiyoruz. “İslam içi barış hamlesi..” Bunun ilk adımı olarak da “Müslümanlararası diyalog” çalışmaları yapılmasından yanayız. İktidara geldiğimiz gün bu çalışmaları başlatacağız.  Öncelikle Türkiye’nin içinde huzur ve sükun sağlayacağız. Ondan sonra İslam Dünyası’nın problemlerinin çözümü için barış ve diyalog yolunda yürüyeceğiz.

Bizim iktidarımızda Türkiye İslam Dünyası’ndaki ihtilafları kaşıyan ve husumetleri çoğaltan bir ülke olmayacak. Aksine İslam Dünyası’na barış ve huzur getiren bir ülke olacak.

Bizim hedefimiz Şam’daki Emeviyye Camisi’nde namaz kılmak değil. Bizim hedefimiz bütün Müslümanların kendi ülkelerinde serbest bir şekilde, güven ve refah içerisinde yaşamalarıdır. Avrupa’da nasıl bir güvenlik, refah ve serbestiyet varsa, İslam Dünyası’nda da benzer bir ortamın olmasıdır.

Müslümanlar enerjilerini birbirlerini yok etmeye değil, ülkelerinde can ve mal güvenliğinin sağlanmasına, açlık ve kıtlığın ortadan kaldırılmasına, refahın ve hayat standartlarının yükseltilmesine, hak ve özgürlüklerin garanti altına alınmasına harcamalıdırlar.  Türkiye bu anlayışın İslam ülkelerine ve toplumlarına hakim olması için çalışmalıdır. Türkiye kendi içinden başlayarak, Türk Dünyası’nda da İslam Alemi’nde de bunun için çalışmalıdır.

Biz İslam Dünyası’nın kurtuluş reçetesinin milletimizin irfanında mevcut olduğu inancındayız. Biz Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Velinin yolunun hem milletimiz hem de diğer İslam milletleri için bir kurtuluş yolu olduğuna inanıyoruz. Müslümanların bir konuda uzlaşmaya varmalarını sağlamalıyız.  Bizim İslam Dünyası’na, bütün Müslümanlara bir teklifimiz var.  Öyle olmadıkları ve bunu asla istemedikleri halde hiçbir Müslüman başka bir Müslümanı tekfir etmesin, edemesin.

Hangi anlayıştan olursa olsun ve hangi yaşam tarzına sahip olursa olsun hiçbir Müslümanı kimse İslam toplumunun dışına, İslamın dışına atamasın, tekfir etmesin, edemesin. İslam Dünyasına şu yaklaşımı hakim kılmalıyız. Her bir Müslüman İslam için değerlidir. Hiçbir Müslüman İslam dışına itilemez ve atılamaz. En küçük bir sebeple Müslümanları dışlama, tekfir etme ve kafalarını kesme anlayışının karşısına, her bir Müslümanı “Bizdensin” diyerek kucaklama ve hatta kimde Müslümanlara bir yakınlık   varsa onu dahi “Bizdensin” diyerek bağrımıza basma anlayışını getirelim.

Bundan böyle bizden daha fazla neler yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı duyacaksınız. Felaket ve krizleri yönetemeyen iktidara alternatif olarak hazırlıklarımızı yapıyoruz. Her alanda iktidarı devr alır almaz yapacaklarımızı şimdiden sıralıyoruz. Önümüzdeki günlerde bunları paylaşıyor olacağız.

Hibya Haber Ajansı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.