enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,5492
EURO
10,0853
ALTIN
495,52
BIST
1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
29°C
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pazartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Salı Az Bulutlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
33°C
Perşembe Az Bulutlu
34°C

Türkiye: Enflasyonda artış baskısının ilerleyen aylarda ağırlık kazanmasını bekleriz

Pazartesi günü açıklanacak olan Haziran ayı enflasyonunda; daha yüksek petrol fiyatları, yakın zamanda yapılan akaryakıt zammı ve zayıf TRY’nin …

Türkiye: Enflasyonda artış baskısının ilerleyen aylarda ağırlık kazanmasını bekleriz
02.07.2021 13:39
0
A+
A-

Pazartesi günü açıklanacak olan Haziran ayı enflasyonunda; daha yüksek petrol fiyatları, yakın zamanda yapılan akaryakıt zammı ve zayıf TRY’nin etkisiyle daha güçlü fiyat artışlarının oluşmasını bekleriz. Aynı zamanda Haziran ayı ile birlikte tam kapanmanın ertesindeki süreci içine alan bir talep etkisinin, birçok iş kolunda yansıtılmamış zam etkilerini ortaya çıkaracağını düşünüyoruz. Bu kapsamda, Haziran ayında enflasyonun %1,2 artış göstererek yıllık bazda %16,7 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

Merkez Bankası’nın projeksiyon seviyelerinin bir hayli üzerinde seyreden enflasyon, Mayıs ayında %16,6 seviyesinde gerçekleşerek 7 ay süren artış serisini durdurmuş, ancak bu durum çok yüksek oranda geçici faktörler sayesinde gerçekleşmişti. Mayıs ayında tam kapanmanın etkisiyle ekonomideki dönemsel durgunluk, maliyet artışlarının birçok iş kolunda fiyatlara yansımamasına neden olmuştu. Bu kapsamda, kapanmanın ertesindeki süreçte özellikle hizmet enflasyonu tarafında zam etkisini birikimli talep, piyasa koşulları ve sabit giderlerin çevrilmesi gerekliliğince görmeyi bekleriz. 

Enflasyonun ana metriklerine ilişkin mevcut durumlar devam ediyor, hatta yukarı risk dengesinin arttığını gözlemleyeceğiz. Petrol fiyatlarındaki artış çerçevesinde enerji maliyetleri yükseliş eğilimini sürdürüyor. Sanayideki girdi unsuru ile beraber geçiş etkisinin güncel fiyatlarla biraz daha ağırlık kazandığını göreceğiz. Çünkü, bundan önceki küresel fiyatlardan geçen maliyet unsurunun da bir kısmı yansımamıştı. Buna karşılık, henüz yansımamış maliyet payının üzerine yeni fiyat etkileri eklenmektedir. Zayıf TRY etkisi de, döviz bazlı ithal maliyetlerinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Haziran ayında geçerli olan TRY aşınması, bunun üzerine ekleme etkisi yapacaktır. ÜFE Mayıs ayında %38,3 seviyesinde gerçekleşti ve biz buradaki artışın devam etmesini bekliyoruz. Bu durum, son gelişmelerden bağımsız bir şekilde TÜFE üzerindeki baskının yukarı doğru süreceğine yönelik yeterli bir kanıttır. Akaryakıt fiyatlarında yapılan ÖTV kaynaklı artışların da enflasyona yardımcı olmayacağını düşünüyoruz.

Elektrikte %15, doğalgazda ise %12 oranında uygulanan zammın etkilerini Temmuz ayından sonraki enflasyona yansıdığını göreceğiz. Bunun etkileri, sadece ilgili nihai tüketim kaleminde değil; sanayiden hizmete bütün grupların içinde girdi olarak yer almasından dolayı genel maliyet artışına neden olacaktır. Enflasyon genelinde, bir difüzyon etkisiyle 1 ila 1,2 puan civarında dolaylı etkileriyle beraber bir artış etkisi yaratacağını tahmin ediyoruz. Baz senaryoda Eylül – Ekim döneminde işleyebilecek baz etkisine kadar mevcut seviyelere yakın seyretmesi beklenen enflasyon için, piyasa bazlı beklentiler yukarı doğru revize edilebilir. Enflasyonun genel görünümüne ilişkin olarak da risk dengesi yukarı yönlü olarak ağırlığını artırmaktadır.

Güncel TÜFE oranı, TCMB politika faizi ve orta vadeli enflasyon hedefi karşılaştırması… (Kaynak: Bloomberg, TCMB, TÜİK)

Buna karşılık; BDDK’nın aldığı yeni kararlarda özel tüketime yönelik talebi kısmaya yönelik kredi kartı ve taksit düzenlemeleri olduğunu görmekteyiz. Temel gayenin tüketimi azaltmak ve ihtiyaç kredisi büyümesini yavaşlatmak olduğunu söyleyebiliriz. Çoğunluğu ithal bazlı olan özel tüketimde zaten kur baskısı kaynaklı olarak fiyat artışları söz konusu. Otomotiv, beyaz eşya gibi dayanıklı mal gruplarının iç piyasa büyümesi, talepte azalmaya bağlı olarak yavaşlayabilir. Enflasyon düşüşünde ise, ağırlık merkezi olmaktan çok uzak olacaktır. Temel kaynak, maliyet artışlarından gelmektedir.

Cumhurbaşkanlığı kararı ile kurulan Fiyat İstikrarı Komitesi’nin bu süreçte fonksiyonalitesine ilişkin olarak farklı görüşlerin öne sürüldüğünü görüyoruz. Merkez Bankası’nın değil, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bünyesinde oluşturulan bu komitenin; Merkez Bankası temel politika pratiği ve araç kullanımı ile ters yönde işlemeyen, yardımcı bir işleve sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Komite’nin temel amacı, “arz tarafından gelen fiyat şoklarını daha iyi tespit edebilmek”. Tedarik sorunlarının tespit edilmesi, tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması ve fiyat artışlarının temelinde sorun yaratan başta döviz kuru olmak üzere sorunların tespiti, aynı zamanda dışsal etkilere bağlılığın azaltılması noktasında katkı vermesi beklenen Komite’nin ilgili konulardaki gelişmelere bağlı olarak etkinliğini ileride ayrıca değerlendirme fırsatı bulacağımızı düşünüyoruz.

Merkez Bankası açısından ise; durum para politikasının yeterli sıkılığını sağlayarak etkili bir araç yönetimiyle fiyat istikrarı olgusuna katkıda bulunmak olmalı. Kısa vadeli hedeflemenin bile hayli üzerinde olan enflasyon itibariyle, bir faiz indirimi temasına sahip değiliz. Enflasyonun, son zamların yaratacağı ilave etkiyle beraber daha fazla artma olasılığı bizi faiz indirmekten çok faizlerin yeterince yüksek olup olmadığını tartışma noktasına taşımaktadır. Fiyat istikrarsızlığının yarattığı ilave risk maliyeti, bize daha fazla piyasa bazlı faiz olarak da dönmektedir; yani faizde sağlamamız gereken dengeyi daha yukarı taşımaktadır. Politika faizinin enflasyonun üzerinde seyredeceği ve Sn. Kavcıoğlu’nun TRY’nin değerini korumaya yönelik politika pratiğinin sağlanacağı taahhüdüne karşılık; piyasa aynı zamanda erken gevşeme ihtimalini de değerlendirmektedir. Bugün ekonomist toplantısında; faizin gidişatına ve enflasyonda beklentilerin ne şekilde bir revizyona uğrayacağı (özellikle son zamlarla güncellenen şartların MB beklentilerinin içinde nasıl değerlendirme bulacağı ve piyasa bazlı beklentilerle kıyaslaması) başta olmak üzere bazı ipuçları almaya çalışacağız. Faiz toplantısı 14 Temmuz’da, beklentilerin yukarı revize edilmesini beklediğimiz Enflasyon Raporu ise bu ayın sonunda. Merkez Bankası’nın 14 Temmuz’da faizde hareket gerçekleştirmesini beklememekle birlikte, faiz indirimi anlamında bir esnekliğe birkaç ay daha sahip olamayacağını düşünüyoruz.

Kaynak: Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.